Anadolu Kayak Maratonunun adını 2009’da duymuş, organizasyonu pek çok güçlüklere rağmen gerçekleştirenin ise ODTÜ-SAT’tan (ODTÜ Sualtı Topluluğu) tanıdığım, derinlik sarhoşluğunun başıma geldiği bir dalışımda da dalış masterım olan Haldun Ülkenli olduğunu öğrendiğimde bir taraftan şaşırmış bir taraftan da bu işin tam Haldun’a göre olduğunu düşünmüştüm. Ancak o dönemde başka planlarım yüzünden gidememiştim. Bir sonraki seneye diyerek kafamda bir kenara yazmıştım.
Nihayet ocak ayı başlarında bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen Kayak Maratonun 7 Şubatta olacağını öğrenip, hemen Işıl’la organize oldum. Ekibimizde Damla – Mutlu ve çocukları vardı, Zeki ve Nevra da gelmeyi planlıyordu ancak son anda yapmak durumunda kaldıkları plan değişikliği sebebiyle bizlere katılamadılar.
Kayak denince çoğumuzun aklına Alp disiplini (iniş) geliyor. Ancak Kuzey disiplini ailesi içinde yer alan kros kayağı (kayaklı koşu, mukavement ya da kısaca XC -cross-country- olarak da adlandırılıyor) özellikle kuzey ülkelerinde yaygın. Daha incelikli bir ayırıma gidersek kros kayağı ve tur kayağı (backcountry skiing ya da ski touring) birbirinden ayrılıyor. Tur kayağı daha ziyade pist olmayan alanlarda uzun mesafeler katederek yapılan tarzı kastediyor. Burada tabi amaçlar doğrultusunda malzeme de farklılaşıyor. Anadolu Kayak Maratonunun ilki 2008 senesinde Gerede’de gerçekleştirilmiş ve o sene 10K, 20K veya 35K seçeneklerini koşanlar geçtikleri noktadan bir daha geçmeyerek yaylalar arasında dolaşmışlar. 2009 senesinden itibaren maraton Sarıalan mevkiine taşınmış ve önceden hazırlanmış 5K’lık bir parkurda gerçekleştiriliyor.
Anadolu Kayak Maratonu bu sene Bolu Valiliği himayesinde, Estonya Büyükelçiliği, Bolu Belediyesi ve Gençlik İl Spor Müdürlüğünün katkılarıyla gerçekleştirildi. Aynı zamanda mezun veya öğrenci ODTÜ DKSK (Dağcılık ve Kış Sporlatı Klubü) ve ODTÜ SAT (Sualtı Topluluğu) üyelerinin desteğini alıyor. Anadolu Kayak Maratonu özellikle Kros Kayağı sporunu yaymak hedefinde olduğundan maraton günü İstanbul ve Ankara’dan servisler kaldırılıyor. Aynı zamanda misafirler adına organizasyonu kolaylaştırmak için otel seçenekleri de sunuluyor. Kros kaymayı denemek isteyenler ya da yarışmak isteyenler için de günlüğü 30TL’ye kayak kiralama seçeneği bulunuyor. Kayak kiralama işlemi http://www.turkayagi.com/ adresinden kolaylıkla gerçekleştirilebiliyor. Konu ile ilgili haberler ve bilgilendirmeler hem facebook’ta yaratılan gruplardan takip edilebiliyor hem de www.anamar.org.tr adresinden.
Bizler kros kayağı ile daha fazla haşır neşir olmak istediğimizden 6 Şubatta saat 8’de İstanbul’dan yola çıktık. Önümüzde güzel bir gün, keyifli bir yolculuk ve benim için ilk defa kros kayağı deneyecek olmanın heyecanı vardı. Sorunsuz bir yolda sohbet ederek, Işıl’ın hazırlamış olduğu lezzettli ballı ıhlamuru içerek farketmeden Bercesteye vardık. Kahvaltı için mola verdiğimiz bu noktada aynı zamanda Damla-Mutlu ve çocuklarla da buluşacaktık. Orada Okan ve Deniz ile oğulları Güney’le tanıştık. Güzel ve geniş bir kahvaltının ardından tekrar yola koyulduk. Bolu batı çıkışından ayrılıp E5’te Ankara yönünde bir süre gittikten sonra Kartalkaya levhasından saptık. Kartlakaya için E5’den sapıldığında 28KM yükselmek gerekiyor, biz ise yaklaşık 20KM yükselerek yarışın gerçekleştirileceği Sarıalan mevkiinde duracaktık. Otel seçenekleri Sarıalan mekiindeki Baysal Otel, Köroğlu Konağı ve Bolu’daki öğretmen eviydi. Bizler tercihimizi Baysal otelden yana kullanmıştık. Yaklaşık 7-8KM’lik sorunsuz bir çıkışın ardından duraklayarak arabımıza zincir taktırdık. Sonrasında karda araba kullanmaya alışık olmayan ben biraz da tedirgin olarak tüm dikkatimi direksiyon hakimiyetine ve yola verdim. Sarıalan’a vardığımızda güneşli, harika bir hava vardı. Otelde pek çok tanıdık yüzle karşılaştık. Farklı spor dalları ile ilgili etkinliklerden tanıdığımız yüzlerdi çoğu. Hemen kendimizi dışarı atarak Damla’ların gelişini karların arasında yürüyüş yaparak bekledik. Damla’ların gelişiyle hemen festivalin merkezi olan il özel idaresi tesisinden kayaklarımızı kiralamaya gittik. 14:30 gibi kayaklarımızı takıp, önceden hazırlanmış 5KM’lik parkura girdik. Kros kayakları, Alp disiplini kayaklarıyla kıyaslanınca çok daha hafif ve ince. Diğer bir farklılık ise kayak bağlamalarının bir tane oluşu ve sadece ayak ucunun kayağa bağlanması. Böylece tur kayağında yaylanma hareketi serbest olan topuk sayesinde çok daha rahat gerçekleştiriliyor. Ayakkabıları ise yarım bot şeklinde ve son derece rahat. İşlevsellik açısından Alp kayağı ile kıyasladığımızda ise sadece yokuş aşağı değil herhangi bir düzlemde kaymanın mümkün olduğunu söyleyebiliriz.
Yukardaki paragraf bir yanlış anlaşmaya yol açmasın, kayakları ayağıma taktığım andan itibaren defalarca düştüm. Ancak topuklar kayağa bağlanmadığından ayağa kalkışım çok daha kolay oldu. Kros kayağında iki temel teknik var : Klasik ve paten. Klasik teknikte patenle yürüme ya da koşma hareketi yapılırken, paten tekniğinde paten kayılırcasına ayakları V biçiminde açılı hareket ettirmek temel esas. Paten tekniği daha eforlu ve daha hızlı olan teknik. Damla güzel açıklamalarıyla bana klasik tekniği öğretmeye çalışıyordu. Konu hakkında çok daha detaylı bilgi için yine www.turkayagi.com adresinden faydalanmak mümkün.
Bizler bu güneşli, muteşem havada hep uzaktan seyredip iç geçirebileceğimiz güzellikteki doğanın gerçekten de tam ortasında kayaklarımızla yol alıyorduk. Bir tarafta orman, ara ara karşımıza çıkan birkaç tane yayla evi, çepeçevre dağlar ve güzel havada doruklarını gördüğümüz Kartalkaya. Bu duygudan tahminimin de ötesinde hoşlandım. Etraf çok sessizdi. En büyük taliksizlik Alp kayağı kılığımın son derece efor sarfettirici bu spor için fazla gelmesiydi. Kros kayağı kıyafetini koşuya çıktığımız mantıkla ayarlamak gerekiyormuş : Kros kayağı için sanıyorum en uygun kıyafet içi polarlı tayt, içlik ve su ve rüzgar geçirmeyen hafif bir üst. Güneş gözlüğü (ben bisiklette kullandığımı kullandım), bere ve hafif bir eldiven de gerekli aksesuarlar arasında.
Kuzey disiplini ailesine ait tur kayağı aynı zamanda çok tavsiye edilen bir aerobik kondisyon sporu. Kros kayağında vücudun alt bedeninin yanında üst bedenini de son derece etkin çalıştırıyor ve çok yüksek miktarda kalori yakma imkanını da bulabiliyorsunuz. Kros kayağı koşu için uygun hava şartları olmadığında tavsiye edilen altenatif antrenman aynı zamanda. Bununla da bitmiyor: Koşucular aerobik dayanıklılıklarını arttırmak üzere daha uzun antrenmanlar yapmak istiyorlar. Ancak bu özellikle bacak kaslarında stres yaratıyor ve zaman zaman da aşırı kullanım sakatlıkları meydana geliyor. Bunu engellemek için tavsiye edilen kros antrenmanlarla vücudun areobik dayanıklılığını arttırmak. Kros antrenman grubuna ise bisiklet, yüzme, yürüyüş gibi sporların yanında kros kayağı da giriyor. Hatta kros kayağı yine eklemlere baskı yapmayan bir antrenman tipi sunduğundan sakatlık geçiren koşucular için bir alternatif olabiliyor.
Damla, Işıl ve ben 5KM’lik turumuzu tamamladıktan sonra kayakları arabımıza yerleştirdik ve tesiste sıcak çorbamızı ve çayımızı içip Baysal otele döndük. Uzun ve sıcak banyo çok iyi geldi. Ardından lobide şöminenin karşısında keyif yaptık. Baysal otel mütevazi ancak oldukça temiz bir otel. Çalışanları profesyonel diye sınıflandırılamasa da samimi bir hizmet anlayışına sahip. Fakat akşam yemeği servisi öylesine uzun sürdü ki masadan kalkıp ancak uyumaya gidebildik.
7 Şubatta gerçekleşen festival saat 11:30’da başlayacaktı. O yüzden erken kalkmak için saat kurmadık ancak temiz havada dinlenmiş olarak saat 7’de uyandık. Işıl’la uzun uzun sohbet ettikten sonra kahvaltıya indik. Kahvaltıda özellikle bal ve kaymak çok lezzetliydi. Ardından yine festival bölgesine gittik. Bu sefer festival bölgesi çok kalabalıktı, herkes koşuşturarak elbirliğiyle gerekli işleri yapmaya çalışıyordu. Jandarmalar özellikle arabaların park edilmesi, kar araçlarının yönlendirilmesine yardımcı oluyorlardı. Futbol sahası gibi bir alanda ise konuşmaların ve gösterilerin yapıldığı alan hazırlanmıştı. Işıl ve ben göğüs numaralarımızı alışımızın hemen ardından, festival başlamadan bir tur kaymaya karar verdik. İlk turumuz yine sessizlik içinde huzur dolu ve önceki güne göre daha kolay geçti. Tek keskin dönüşün olduğu noktada bir hakem arkadaşımız vardı, bize yiyecek ikram etti. Bana keskin virajı nasıl almam gerektiğini gösterdi. Kendine buradan yeniden teşekkür ediyorum.
Başlangıç noktasına geri döndüğümüzde kayakçılar yerlerini almışlar, konuşmacıları dinliyorlardı. O esnada gerek ODTÜ-DKSK’dan, gerekse de ODTÜ-SAT’dan pek çok tanıdık yüzle karşılaştım. Bu güzel organizasyon aynı zamanda benim için üniversite klübünden tanıdığım arkadaşlarımla yeniden biraraya gelme partisi gibiydi. Terimiz soğumak üzereyken kaymak için işaret verildi. Başlangıç noktasında yaklaşık 50M’lik bir çıkış vardı. Hepimiz kılçık (V’ye benzeyen adımlarla) adımlarıyla yokuşu tırmandık ve yaklaşık 107 kişiden oluşan katılımcıların arasına karıştık. Pek çok farklı ülkeden katılımcılar festivel için Sarıalan’daydılar: Estonya, Finlandiya, Norveç, İsveç, Birleşik Amerika, Kanada, Portekiz, Almanya, Avusturalya, Fransa ve KKTC. Yine çok keyifli bir turun ardından elma ve muz servis edilen başlangıç noktasına ulaştık.
Festival alanında folklör gösterileri, bira, çorba ve sandviç servisi vardı. Lezzetli çorbadan birer kase içtikten sonra kayaklarımızı teslim ettik. Tanıdık yüzlerle vedalaşarak yola koyulduk. Işıl da, ben de muhteşem bir haftasonu geçirmiştik ve ben kros kayağından fena halde keyif almıştım. Kros kayağı spor yaparken doğayla başbaşa kalmanın en güzel yöntemlerinden bir tanesi. Bir dahaki seferi dört gözle bekliyorum...










