Adım Adım Harekete Geç!

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Adım Adım Yazarları

7 Şubat 2010 Anadolu Kros Kayağı Festivali

e-Posta Yazdır PDF

Anadolu Kayak Maratonunun adını 2009’da duymuş, organizasyonu pek çok güçlüklere rağmen gerçekleştirenin ise ODTÜ-SAT’tan (ODTÜ Sualtı Topluluğu) tanıdığım, derinlik sarhoşluğunun başıma geldiği bir dalışımda da dalış masterım olan Haldun Ülkenli olduğunu öğrendiğimde bir taraftan şaşırmış bir taraftan da bu işin tam Haldun’a göre olduğunu düşünmüştüm. Ancak o dönemde başka planlarım yüzünden gidememiştim.  Bir sonraki seneye diyerek kafamda bir kenara yazmıştım.

Nihayet ocak ayı başlarında bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen Kayak Maratonun 7 Şubatta olacağını öğrenip, hemen Işıl’la organize oldum. Ekibimizde Damla – Mutlu ve çocukları vardı, Zeki ve Nevra da gelmeyi planlıyordu ancak son anda yapmak durumunda kaldıkları plan değişikliği sebebiyle  bizlere katılamadılar.

Kayak denince çoğumuzun aklına Alp disiplini (iniş) geliyor. Ancak Kuzey disiplini ailesi içinde yer alan kros kayağı (kayaklı koşu, mukavement ya da kısaca XC -cross-country- olarak da adlandırılıyor) özellikle kuzey ülkelerinde yaygın.  Daha incelikli bir ayırıma gidersek kros kayağı ve tur kayağı (backcountry skiing ya da ski touring) birbirinden ayrılıyor. Tur kayağı daha ziyade pist olmayan alanlarda uzun mesafeler katederek yapılan tarzı kastediyor. Burada tabi amaçlar doğrultusunda malzeme de farklılaşıyor. Anadolu Kayak Maratonunun ilki 2008 senesinde Gerede’de gerçekleştirilmiş ve o sene 10K, 20K veya 35K seçeneklerini koşanlar geçtikleri noktadan bir daha geçmeyerek yaylalar arasında dolaşmışlar. 2009 senesinden itibaren maraton Sarıalan mevkiine taşınmış ve önceden hazırlanmış 5K’lık bir parkurda gerçekleştiriliyor.

Anadolu Kayak Maratonu bu sene Bolu Valiliği himayesinde,  Estonya Büyükelçiliği, Bolu Belediyesi ve Gençlik İl Spor Müdürlüğünün katkılarıyla gerçekleştirildi. Aynı zamanda mezun veya öğrenci ODTÜ DKSK (Dağcılık ve Kış Sporlatı Klubü) ve ODTÜ SAT  (Sualtı Topluluğu) üyelerinin desteğini alıyor. Anadolu Kayak Maratonu özellikle Kros Kayağı sporunu yaymak  hedefinde olduğundan maraton günü İstanbul ve Ankara’dan servisler kaldırılıyor. Aynı zamanda misafirler adına organizasyonu kolaylaştırmak için otel seçenekleri de sunuluyor. Kros kaymayı denemek isteyenler ya da yarışmak isteyenler için de günlüğü 30TL’ye kayak kiralama seçeneği bulunuyor. Kayak kiralama işlemi http://www.turkayagi.com/ adresinden kolaylıkla gerçekleştirilebiliyor.  Konu ile ilgili haberler ve bilgilendirmeler hem facebook’ta yaratılan gruplardan takip edilebiliyor hem de www.anamar.org.tr adresinden.

Bizler kros kayağı ile daha fazla haşır neşir olmak istediğimizden 6 Şubatta saat 8’de İstanbul’dan yola çıktık. Önümüzde güzel bir gün, keyifli bir yolculuk ve benim için ilk defa kros kayağı deneyecek olmanın heyecanı vardı. Sorunsuz bir yolda sohbet ederek, Işıl’ın hazırlamış olduğu lezzettli ballı ıhlamuru içerek farketmeden Bercesteye vardık. Kahvaltı için mola verdiğimiz bu noktada aynı zamanda Damla-Mutlu ve çocuklarla da buluşacaktık. Orada Okan ve Deniz ile oğulları Güney’le tanıştık. Güzel ve geniş bir kahvaltının ardından tekrar yola koyulduk. Bolu batı çıkışından ayrılıp E5’te Ankara yönünde bir süre gittikten sonra Kartalkaya levhasından saptık. Kartlakaya için E5’den sapıldığında 28KM yükselmek gerekiyor, biz ise yaklaşık 20KM yükselerek yarışın gerçekleştirileceği Sarıalan mevkiinde duracaktık. Otel seçenekleri Sarıalan mekiindeki Baysal Otel, Köroğlu Konağı ve Bolu’daki öğretmen eviydi. Bizler tercihimizi Baysal otelden yana kullanmıştık. Yaklaşık 7-8KM’lik sorunsuz bir çıkışın ardından duraklayarak arabımıza zincir taktırdık. Sonrasında karda araba kullanmaya alışık olmayan ben biraz da tedirgin olarak tüm dikkatimi direksiyon hakimiyetine ve yola verdim. Sarıalan’a vardığımızda güneşli, harika bir hava vardı. Otelde pek çok tanıdık yüzle karşılaştık. Farklı spor dalları ile ilgili etkinliklerden tanıdığımız yüzlerdi çoğu. Hemen kendimizi dışarı atarak Damla’ların gelişini karların arasında yürüyüş yaparak bekledik. Damla’ların gelişiyle hemen festivalin merkezi olan il özel idaresi tesisinden kayaklarımızı kiralamaya gittik. 14:30 gibi kayaklarımızı takıp, önceden hazırlanmış 5KM’lik parkura girdik. Kros kayakları, Alp disiplini kayaklarıyla kıyaslanınca çok daha hafif ve ince. Diğer bir farklılık ise kayak bağlamalarının bir tane oluşu ve sadece ayak ucunun kayağa bağlanması. Böylece tur kayağında yaylanma hareketi serbest olan topuk sayesinde çok daha rahat gerçekleştiriliyor. Ayakkabıları ise yarım bot şeklinde ve son derece rahat. İşlevsellik açısından Alp kayağı ile kıyasladığımızda ise sadece yokuş aşağı değil herhangi bir düzlemde kaymanın mümkün olduğunu söyleyebiliriz.

Yukardaki paragraf bir yanlış anlaşmaya yol açmasın, kayakları ayağıma taktığım andan itibaren defalarca düştüm. Ancak topuklar kayağa bağlanmadığından ayağa kalkışım çok daha kolay oldu. Kros kayağında iki temel teknik var : Klasik ve paten. Klasik teknikte patenle yürüme ya da koşma hareketi yapılırken, paten tekniğinde paten kayılırcasına ayakları V biçiminde açılı hareket ettirmek  temel esas. Paten tekniği daha eforlu ve daha hızlı olan teknik. Damla güzel açıklamalarıyla bana klasik tekniği öğretmeye çalışıyordu. Konu hakkında çok daha detaylı bilgi için yine www.turkayagi.com adresinden faydalanmak mümkün.

Bizler bu güneşli, muteşem havada hep uzaktan seyredip iç geçirebileceğimiz güzellikteki doğanın gerçekten de tam ortasında kayaklarımızla yol alıyorduk. Bir tarafta orman, ara ara karşımıza çıkan birkaç tane yayla evi,  çepeçevre dağlar ve güzel havada doruklarını gördüğümüz Kartalkaya. Bu duygudan tahminimin de ötesinde hoşlandım. Etraf çok sessizdi. En büyük taliksizlik Alp kayağı kılığımın son derece efor sarfettirici bu spor için fazla gelmesiydi. Kros kayağı kıyafetini koşuya çıktığımız mantıkla ayarlamak gerekiyormuş : Kros kayağı için sanıyorum en uygun kıyafet içi polarlı tayt, içlik ve su ve rüzgar geçirmeyen hafif bir üst. Güneş gözlüğü (ben bisiklette kullandığımı kullandım), bere ve hafif bir eldiven de gerekli aksesuarlar arasında.

Kuzey disiplini ailesine ait tur kayağı aynı zamanda çok tavsiye edilen bir aerobik kondisyon sporu. Kros kayağında vücudun alt bedeninin yanında üst bedenini de son derece etkin çalıştırıyor ve çok yüksek miktarda kalori yakma imkanını da bulabiliyorsunuz. Kros kayağı koşu için uygun hava şartları olmadığında tavsiye edilen altenatif antrenman aynı zamanda. Bununla da bitmiyor: Koşucular aerobik dayanıklılıklarını arttırmak üzere daha uzun antrenmanlar yapmak istiyorlar. Ancak bu özellikle bacak kaslarında stres yaratıyor ve zaman zaman da aşırı kullanım sakatlıkları meydana geliyor. Bunu engellemek için tavsiye edilen kros antrenmanlarla vücudun areobik dayanıklılığını arttırmak. Kros antrenman grubuna ise bisiklet, yüzme, yürüyüş gibi sporların yanında kros kayağı da giriyor. Hatta kros kayağı yine eklemlere baskı yapmayan bir antrenman tipi sunduğundan sakatlık geçiren koşucular için bir alternatif olabiliyor.

Damla, Işıl ve ben 5KM’lik turumuzu tamamladıktan sonra kayakları arabımıza yerleştirdik ve tesiste sıcak çorbamızı ve çayımızı içip Baysal otele döndük. Uzun ve sıcak banyo çok iyi geldi. Ardından lobide şöminenin karşısında keyif yaptık. Baysal otel mütevazi ancak oldukça temiz bir otel. Çalışanları profesyonel diye sınıflandırılamasa da samimi bir hizmet anlayışına sahip. Fakat akşam yemeği servisi öylesine uzun sürdü ki masadan kalkıp ancak uyumaya gidebildik.

7 Şubatta gerçekleşen festival saat 11:30’da başlayacaktı. O yüzden erken kalkmak için saat kurmadık ancak temiz havada dinlenmiş olarak saat 7’de uyandık. Işıl’la uzun uzun sohbet ettikten sonra kahvaltıya indik. Kahvaltıda özellikle bal ve kaymak çok lezzetliydi. Ardından yine festival bölgesine gittik. Bu sefer festival bölgesi çok kalabalıktı, herkes koşuşturarak elbirliğiyle gerekli işleri yapmaya çalışıyordu. Jandarmalar özellikle arabaların park edilmesi, kar araçlarının yönlendirilmesine yardımcı oluyorlardı. Futbol sahası gibi bir alanda ise konuşmaların ve gösterilerin yapıldığı alan hazırlanmıştı. Işıl ve ben göğüs numaralarımızı alışımızın hemen ardından, festival başlamadan bir tur kaymaya karar verdik. İlk turumuz yine sessizlik içinde huzur dolu ve önceki güne göre daha kolay geçti. Tek keskin dönüşün olduğu noktada bir hakem arkadaşımız vardı, bize yiyecek ikram etti. Bana keskin virajı nasıl almam gerektiğini gösterdi. Kendine buradan yeniden teşekkür ediyorum.

Başlangıç noktasına geri döndüğümüzde kayakçılar yerlerini almışlar, konuşmacıları dinliyorlardı. O esnada gerek ODTÜ-DKSK’dan, gerekse de ODTÜ-SAT’dan pek çok tanıdık yüzle karşılaştım. Bu güzel organizasyon aynı zamanda benim için üniversite klübünden tanıdığım arkadaşlarımla yeniden biraraya gelme partisi gibiydi. Terimiz soğumak üzereyken kaymak için işaret verildi. Başlangıç noktasında yaklaşık 50M’lik bir çıkış vardı. Hepimiz kılçık (V’ye benzeyen adımlarla) adımlarıyla yokuşu tırmandık ve yaklaşık 107 kişiden oluşan katılımcıların arasına karıştık. Pek çok farklı ülkeden katılımcılar festivel için Sarıalan’daydılar: Estonya, Finlandiya, Norveç, İsveç, Birleşik Amerika, Kanada, Portekiz, Almanya, Avusturalya, Fransa ve KKTC. Yine çok keyifli bir turun ardından elma ve muz servis edilen başlangıç noktasına ulaştık.

Festival alanında folklör gösterileri, bira, çorba ve sandviç servisi vardı. Lezzetli çorbadan birer kase içtikten sonra kayaklarımızı teslim ettik. Tanıdık yüzlerle vedalaşarak yola koyulduk. Işıl da, ben de muhteşem bir haftasonu geçirmiştik ve ben kros kayağından fena halde keyif almıştım. Kros kayağı spor yaparken doğayla başbaşa kalmanın en güzel yöntemlerinden bir tanesi. Bir dahaki seferi dört gözle bekliyorum...

Son Güncelleme: Cuma, 19 Şubat 2010 11:23
 

Bir Riva Günü Rüyası

e-Posta Yazdır PDF

V. Riva koşusunun organizasyonuna katılmadan önce II ve IV. Riva koşuları ile ilk Rivatlon’a (Sprint triathlon) katılmıştım. Her defasında Zeynel’i özellikle bu uğraşı için tebrik etmiş ve aynı zamanda da aynı ilgi alanını paylaşan insanları bu denli kısa zamanda biraraya getirebilmesini şaşkınlıkla izlemiştim. O ana dek hep birtakım koşulara katılmış ancak işin mutfağına adım atmamıştım. Nihayetinde V. Riva koşusunun organizasyonunda yer aldım ve bir yarış yapmak için neler yapmak gerekiyormuş sizlerle paylaşmak istedim.

Yaklaşık bir ay öncesinde V. Riva koşusunda yardımcı olmak isteyenlerden oluşan bir grup Riva’da görev dağılımı için buluştuk. Yapılan yarışların ardından Zeynel’in kafasında yarışı biraz daha renkli hale getirmek aynı zamanda da daha önce yapılmasına fırsat olmamış detayları hayata geçirmek vardı. Bu yüzden yarış alanı için müzik, fotograf çekimi, servis ayarlanması gibi görece yeni konular da standart hazırlıkların yanında yerini aldı. İş bölümününde yer alan ana maddeler şöyle şekillendi:

  • Yarışta ve öncesinde (tanıtım amaçlı) kullanılacak broşürlerin organizasyonu
  • Yarış başlangıç noktasını oluşturacak kapıların organizasyonu
  • Jandarmaya haber verilmesi ve desteklerinin sağlanması
  • İlkyardım organizasyonu
  • Kaymakamlıktan parkur izni alınması
  • Parkur güvenliği – bisiklet görevlileri
  • Yarışta dağıtılacak hatıra malzemesinin, kupa ve madalyaların organizasyonu
  • Yarış alanı müziğinin ayarlanması
  • Fotograf çekimi için gerekli ayarlamaların yapılması
  • Servis ayarlamasının gerçekleşmesi
  • Kayıt masalarının ve kayıt masalarında dağıtılacak malzemelerin organizasyonu (Göğüs numarası, taahütname vs.)
  • Yarış alanı hazırlıkları : Kilometre işaretlemeleri, suların ve 7.5KM dönüşü organizasyonu
  • Kronometre ve yarışı bitiren koşucuların sıralamalarının düzenlenmesi
  • Sıralamanın yapılması (genel ve yaş grubu)
  • Madalya dağıtım organizasyonu

Proje aşamasında 12 kişiden oluşan grubumuz yukardaki işleri paylaştı, ancak yarış günü çok daha fazla kişi görev yapı : Yarış alan müziği konusunda Devrim Zümrütkaya Yasin Karakaş’ı ayarlayarak alanın enerjisinin hep yüksek kalmasını sağladı. Fotoğraf çekimi konusunda mümkün olduğunca fazla fotoğraf çekilsin istediğimizden yine bizim gibi amatör ruhla çalışan fotoğraf meraklılarıyla temasa geçmek aklımıza geldi. Bu doğrultuda Fotoğraf Atölyesi ve Microsoft Fotoğraf Klubüyle temasa geçtik.  Bu şekilde yaklaşık 12 kişinin çok farklı bakış açılarıyla V. Riva koşusunu fotoğraflamasını sağladık. Ancak en sıkıntılı kısım fotoğrafçıların yarış alanına transferleri esnasında oldu.

Kaymakamlık, jandarma işlerini Cemalettin üstlenirken, ilkyardım konusunda da Zeynel yardımcı oldu. Yarışı bitiren yarışmacılara madalya dağıtılması kararlaştırılmıştı. Yine broşür, madalya ve kupa konusunu Zeynel üzerine aldı. Parkur güvenliği ve bisikletli eskortun sağlanmasında Çağlar yardımcı oldu.

Servis ayarlanması işini Cana üstlendi ancak yazık ki servisi kullanmaya gelen olmadı. Aslında Lütfiye ve Fethi Kaya kullanma niyetiyle Kavacık’a gelmişlerdi ancak servisin orjinal saatinden yaklaşık 1 saat önce...

Kayıt masasında üç kişi görev yaptı : Nilgün, Faruk ve Selin. Kayıt masasında temel kaygımız para toplanacak olmasıydı, zira daha önce para alınmamıştı. Bu noktada iki yaklaşımdan birini belirlememiz gerekiyordu : Ya yarış öncesinde katılımcının göğüs numarasını belirleyip, kayıt masasında o numarayı katılımcıya verektik ki bu seçenek sıranın uzaması ve beklemenin artması gibi bir sıkıntı yaratacaktı. Ya da yarışta yaptığımız gibi gelenlere göğüs numaralarını gelişigüzel dağıtacak ancak hangi göğüs numarasının dağıtıldığını not alacaktık. Bu yöntem beklemeyi neredeyse ortadan kaldırdı ancak bize temel olarak iki sıkıntı yaşattı : Birincisi kayıtlar başladığı andan itibaren daha önceden bilgisayara kaydettiğimiz katılımcılarla göğüs numaralarını o an eşleştirmek durumunda kaldık –ki bazı katılımcılarımız kayıtlarını gerçekleştiriken bütün bilgileri girmediğinden (yaş, cinsiyet) bu bilgileri de toparlamamız ve güncellememiz gerekti – bu sandığımızdan çok daha uzun sürdü. İkincisi ve çok daha kötüsü ise bazı el yazılarını çözmekte gerçekten güçlük yaşadık ve yaptığımız tahminlerin bazıları oldukça yanlış çıktı ve nihayetinde bu silsile sıralamanın yanlış yapılmasına kadar uzadı.

Yarışta çalışmaları için Zeynel Spor akademisinden 4 öğrenci ayarladı ve koşu parkurundaki su istasyonlarında Tolga Çetin, Hamza Mete Gülbiçim ve yarışı bitirenlerin madalyalarının dağıtılmasında Merve Şenol ve Gamze Gürlü görev aldı. Ufuk Deniz Demirbilek ve Murat Türemen ise 7.5KM dönüşünde görev yaptı.

Yarışın bir gün öncesinde Riva’da buluştuk. Dağıtılacak ve kullanılacak tüm malzemeler hazırdı, sadece kilometre işaretlemelerinin boyanması Cumartesi günü gerçekleşti. Yarışta neler yapacağımızı son defa konuşup, gerekli detayların üzerinden geçtikten sonra saat 16 gibi dağıldık.

Yarış günü saat 7:30’da Riva’ya vardığımda Zeynel gelmiş ve arabaların park etmemesi için kukaları yerleştirmeye başlamıştı. Ben de hemen ona yardım etmeye koyuldum. Ardından kayıt masalarını hazırladık ve bu esnada DJ’imiz de geldi ve kendi cihazlarını yerleştirmeye başladı. Cemalettin bir gün öncesinde hazırlanan kilometre işaretlerini yerleştirmek üzere yola çıktı ve parkur ekibi de ilgili noktalarda yerlerini aldılar. Çok geçmeden koşucular da gelmeye başladılar. 8.30’da üç masadan kayıt almaya başladık. Ben de kayıt masasında taahütnameler biriktikçe, masalardan bunları toparlayıp göğüs numaralarını bilgisayrdaki isimlerle eşleştirmeye başladım ve eksik bilgileri de bu sırada güncelledim. Yarış başladığında henüz bu eşleştirme işi bitmemişti. Hatta ilk koşucumuz 15K’yı tamamladığında  göğüs nosu eşleştirmemiz ancak sona ermişti.

Yarış sıralamasında ise şu şekilde çalışma kararı alınmıştı : Yarışmacı bitiş çizgisini geçtiğinde Selin koşucuya sıra numarasını veriyor ve bu sıra numarası kadın-erkek ayırımı olmaksızın yarış bitirme sıralamasını gösteriyordu. Koşucu bu sıra numarasını yine Faruk ve Nilgün’ün paylaştığı masaya getirerek sıralaması ve göğüs numarasını yazdırıyordu. Ben yine bu listeleri alarak sıra numarasını bilgisayarda daha önce hazırladığımız ve göğüs numaralarını da girdiğimiz listeye ekliyordum. Bu haliyle hem genel klasman hem de yaş gruplarına göre sıralamaları ortaya çıkarmış olacaktı. Bu noktada koşucuların derecelerini işin içine sokmadık. Ancak iki ayrı kronometre ile Cana ve Nazan koşucuların derecelerini işaretledi. Aynı zamanda Rıdvan Doğan gelenlerin sıralamasına göre göğüs numaralarını not aldı. Mustafa Kaşkaya ise megafonla hem yarış sırasında hem de sonrasında sunumları gerçekleştirdi.

Koşucular teker teker dönmeye başladıkça sıralamalar da ortaya çıkmaya başladı. Bizim beklentimiz bütün sıralamayı girmemize gerek kalmadan hem genel klasman hem de yaş grubu sıralamalarının ortaya çıkacağıydı. Ancak kadın yaş grubu 40-44 ve 45-49 sıralamasının ortaya çıkması için aşağı yukarı bütün sıralamaların girilmesi gerekti. Bu sebepten ötürü öngördüğümüzden daha fazla bekleyerek madalya törenine geçebildik. Hatta madalya töreni başladığında bu sıralama hala belli değildi. Belli oldukça anonslar yapıldı. Kendi adıma sıralamada çalışmanın bu kadar stres dolu olacağını düşünmemiştim. Aslında Zeynel’in ısrarla bu görevi üzerinde atmak istemesinden birşeyler anlamalıydım J. Ben hiçbirşey anlamadan yarış başlamış, bitmiş, arkadaşlarım gelip gitmiş hatta madalyalar bile dağıtılmıştı. Oysa madalya dağıtım organizasyonunu yapan sevgili Nilgün’ün madalya dağıtımını organizasyonda rol alanlar arasında paylaştırdığını biliyordum bu bağlamda benimde madalya dağıtmam gerekirdi J Bütün işlerimiz bitince boynum ve sırtımın stresten ağrıdığını hissettim... Yarışın ardından hızlıca kahvaltı yaptık ve ben koşarak eve döndüm zira Federer-Murray Avusturalya Açık finalinde karşı karşıya gelmişlerdi. Yarış  benim için öylesine nefes almadan geçmiştiki bu denli fanatiği olduğum sporun ve önemli finalin sonuçlarını Internet’ten bakmaya fırsatım dahi olmadı... Eve vardığımda Federer kazandığı 16. Grand Slam ünvanının ardından konuşma yapıyordu. Hemen yanıma aldığım taahütler ve sıralamalarla bilgisayar kayıtları üzerinden tekrar geçmeye başladım. Bu sırada Yasemin Göktaş’ın sıralamasının bilgisayar kayıtlarına geçmediğini ve dolayısıyla hakettiği 35-39 yaş grubu sıralamasına giremediğini farkettim. Benzer şekilde karışık el yazılarından yaptığımız yanlış çıkarımlardan dolayı erkekler 50-54 yaş sıralamasında yaptığımız hatayı da düzelttik. Gerekli kontroller ve düzeltmeler tamamlanınca akşamüstü dereceleri girmesi için listeyi Zeynel’e gönderdim. Aynı gece saat 10 gibi listeler yarış takviminden paylaşılmıştı. En güzeli ise çoğu katılımcının yarıştan mutlu ayrıldığına dair aldığımız geri bildirimlerdi. Böylece bir Riva günü rüyası daha sona erdi...

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 22:16
 

Avrasya 2009 Engelli Arkadaşlarla 15 km.

e-Posta Yazdır PDF

Avrasya 2009 Hikayesi

Daha Runtalya yeni bitmişti. Tuğrul Bey’ i Haber Türk’ te ilk defa gördüğümde, üzüntüyle izlemiş, çok etkilenmiştim. Böyle olmamalıydı. Konunun bu noktalara gelmesinden herkes kendisine pay çıkarmalıydı. Öte yandan da elimizde Adım Adım gibi bir araç olduğunu ve bir şeyler yapabileceğimizi düşünmüştüm o an.

Konuyu kafamda oturtmak, olgunlaştırmak biraz zaman aldı. Bir koşu sonrası Event Garden’ da konuyu paylaştığım Adım Adım’ lılar arasında Zeki, Şener, Cem, Serin ve Gökben vardı. O gün artık bize ‘ Kanki ‘ diyecekleri Şener’ in konuya yaklaşımı daha bir içten oldu. Zeki ise herzamanki muhalefet tarzıyla, konunun olgunlaşmasına önemli katkıda bulundu. O gün oradan çıkan sonuç, Tuğrul Bey’ e bizimle Avrasya da koşmasını ve bağış toplamasını teklif etmek, böylece Adım Adım’ lı olmasını sağlamaktı. Daha sonrasında bize Hakan ve Banu da katıldı.

Bir süre geçtikten sonra konuyu Ramazan Bey’ e ( TOFD Başkanı ) açtım, Tuğrul Bey’ in hissettiklerini yeterince anlayamayacağımızı düşünerek, önce kendisinin temasa geçip geçmeyeceğini sordum. Aradan bir kaç gün geçmesine rağmen ses seda yoktu. Ramazan Bey’ le tekrar konuştum. Anladım ki, o güne kadar Tuğrul Bey, Ramazan Bey’ in engellilerin sesi olması için yaptığı bir çok öneriyi geri çevirmiş, Ramazan Bey de biraz buruklukla artık Tuğrul Bey’ den umudunu kesmişti. Tekrar arayınca, önerimizin, kendisinin de aklına yattığını hissettiğim ses tonu ile  ilk adımı attığımızı düşündüm ve Ramazan Bey, Tuğrul Bey’ i ikna etmeye çalışacağını söyledi.

Kısa bir süre sonra mutlu haber geldi, Tuğrul Bey bu konuya sıcak bakabileceğini bildirmişti.

Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Aralık 2009 00:06 Devamını oku...
 

Çeşme Sprint Triatlonu

e-Posta Yazdır PDF

Çeşme Sprint Triatlonu/06 Eylül 2009 – ilk sprint triatlonum

Birkaç ay öncesine kadar Türkiye Triatlon Federasyonu’nun düzenlediği triatlon yarışlarına sadece elit sporcuların katıldığını, çok zor yarışlar olduğunu, lisansım olsa, bisikletle ulaşımı halletsem bile bitiremeyeceğimi, belki de rezil olacağımı düşünürdüm. Ancak bu işe geçtiğimiz senelerde oldukça emek veren kuzenim Fırat Gürler ve Babaeskispor klübü hocası milli triatlet Fırat Dizman sayesinde birçok Adım Adım gönüllü koşucusu ile beraber triatlon lisansı çıkarttık.

Yılın 2. sprint triatlonu olan Çeşme triatlonuna katılmaya karar verdim. Yarıştan sadece 6 gün önce bir yol bisikleti aldım. Yol bisikleti, 20 km.’lik bir bisiklet etabında, hesaplarıma göre, dağ bisikletine oranla yaklaşık 5-7 dk. avantaj sağlıyor. Almış olduğum yol bisikletinin, henüz kilitli pedal ve ayakkabım olmamasına rağmen, yarışı daha zevkli hale getireceğine ve kapasitemi daha iyi görmeme yardımcı olacağına inanıyordum.
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2009 23:04 Devamını oku...
 

Şehir Macerası

e-Posta Yazdır PDF

Bir Şehirli ile Şehir Macerası (5/6 Aralık 2009 – ilk şehir macera yarışım)

5 Aralık saat 10:45, Macera Akademisi’nin Nokia ile birlikte düzenlediği Nokia Ovi haritaların tanıtımının yapıldığı şehir macerasına başlamak üzereyiz. Ilk şehir maceramız olacak. Merak içindeyiz...

Elimize bir bulmaca tutuşturuyorlar, bulmacayı çözen maceraya başlayabilir diyorlar! Çözüyoruz ve Lares Park Hotel’in kapısına yöneliyoruz, çıkıştaki görevliden ilk zarfımızı alıp açıyoruz. İçinden biirrrr sürü sorucuk çıkıyor. Bir fotograf.. Üzerinde ‘Gate 13’ yazıyor, burası nereye ait? Bir fotoğraf daha, bir çeşmenin fotoğrafı, kahverengi renkli bu çeşmenin ikizinin rengi neymiş?? Bir soru, adını içiçe halkalardan alan hanın içindeki büyük ağacın cinsi ne?? Son büyük yangının tarihi? Bu büyük yangında yanan çeşmenin tekrar kullanılır hale geldiği tarih?? Bir görev bu sefer… Gümüş satmayan Gümüş Lale dükkanını bul ve zarfı al! Nereye gitmeliyiz bu soruların cevapları için? Soruları okur okumaz karar veriyoruz, istikamet Kapalıçarşı! Hemen bir taksiye atlıyoruz. Özlem yolda ilerlerken telefonla internet başındaki arkadaşından bolca bilgi topluyor. Beyazıt’taki ana kapıda inip, içeriye dalıyoruz, esnafa saldırıyor, kısa sürede çeşmelerin yerlerini, hanların isimlerini öğrenip koşmaya başlıyoruz.

Son Güncelleme: Salı, 15 Aralık 2009 10:12 Devamını oku...
 

Yeni Ay Macera Yarışı

e-Posta Yazdır PDF

Yeni Ay Macera Yarışı (25/26 Temmuz 2009 – ilk macera yarışım)

Yeni Ay Macera Yarışı, hayatımda katıldığım ilk macera yarışıydı. 25 Temmuz akşamı, ayın, Yeni Ay haline çok yakın olmasından dolayı bu isim konulmuş.

Partnerim 87 doğumlu, ancak daha önce 10 tane macera yarışı tecrübesi olan, üniversite öğrencisi Ahmet’ti. Ortak tanıdığımız olan Emre’nin macera yarışlarındaki devamlı partneriydi, ancak Emre iş seyahatinde olduğu için bu yarışa, birlikte katılmaya karar verdik. Macera yarışlarına 2 kişilik takımlar halinde katılınabiliyor.

Yeni Ay macera yarışındaki disiplinler kuş uçuşu yaklaşık 25 km bisiklet, 20 km koşu, 1 km kanyoning, mağara geçişi, 1,5 km kano, iple tırmanma ve iniş etabı ile kısa yüzme etabından oluşuyordu!

Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2009 22:55 Devamını oku...
 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

bizekatilin_05.jpg

Türkiye Atletizm Federasyonu
Reklam